hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2015 Çarşamba

Sosyal Medya Uzmanlığı.



Sosyal medyayı bugüne kadar belki de sadece özel hayatımızda kişisel iletişimimizde kullandık.Fakat gelişen iş dünyası trendleri artık  ''Sosyal Medya''yı çalışma hayatımızda da kullanmamız gerektiğini gösteriyor bizlere.


''Sosyal medya uzmanılığı'' Resmi olarak artık meslekler listesine girmiş durumda. Öyle ki bu gelişme sonucu yüzden fazla ajansın yanı sıra binden fazla kişiye istihdam sağlayan bir iş kolu halini almıştır. Bir çok firmanın içerisinden bu alanda birimler oluşturulup, çok daha fazla önem verilmiştir. Tekrar hatırlatma yapmamız gerekir ise; sosyal medya uzmanı firmanızı/markanızı sosyal ağlar üzerinden tanıtımını yapan, firmanın markalaşmasını yardımcı olan ve bunlara ek olarak sitenin sosyal hesaplarını kontrol eden kişidir. Tabi ki bu kadar kısıtlı olmamak ile birlikte bir çok dalda bilgisi dahilinde destek olan kişidir.
Uzmanın en büyük özelliği teknolojiyi yakından takip etmek ve ilgili firmayı yüksek kitlelere tanıtmaktadır. Her iş kolunda olduğu gibi bu iş dalında da sosyal medya uzmanı görev tanıtımı mevcuttur. En öncelikli görevleri ise;
  • Kurumun Sosyal Medya Ağlarını takip etmekte
  • Firma çalışanlarını bilinçlendirerek, uygun strateji belirleme
  • Sosyal ağlarda özel kampanyalar oluşturmak
  • Oluşturulan ağlardaki kullanıcı sayısını sürekli artırmak
  • Kurum ya da marka adına sosyal ağlarda yapılmış uygun olmayan paylaşımları en kısa sürede fark edip aksiyon almak
  • Blog oluşturup güncel içerikler ile sürekli makaleleri yenilemek
  • Diğerlerinin analizini yapmak, rakip firmalardan daha güçlü reklam ağları oluşturmak
  • Firmanın hizmetleri ile ilgili kullanıcı yorumları önemsemek ve bunu ilgili birime iletmek
  • İştigal alanında tüm gelişmeleri takip etmekte, Hizmet verdiği firma için çok daha faydalı hale gelmek. Sosyal medya uzmanlarını sadece bir görevle sınırlamak mümkün değildir. Temsil ettikleri kişi ya da kurumların sosyal medyadaki stratejilerini oluşturur, sanal ses tonu yani iletişim dilini tespit eder ve en etkili şekilde kullanır.
  • Sosyal medya uzmanı her gün yükselmekte olan sosyal medya satın alma davranışları konusunda da başarılı bir gözlemci olmak zorundadırlar. Kişi ve ya kurumun hangi mecralarda yer alması gerektiğini, potansiyel takipçi ya da müşterilerin nerede bulunduğunu, hangi mecralardaki hareketlerin geri dönüş ya da doğrudan satın alma ile sonuçlanabileceğini analiz ederler.
  • Sosyal medya uzmanları birer kriz yöneticisidir. En küçük müşteri şikayetinden, en büyük skandala kadar, temsil ettikleri kişi ya da kurumun en az hasarla durumdan sıyrılmasına çalışır, kamuoyuna gerekli duyuruları yapar, duruma göre belirlenecek ses rengi ve üslupla hitap eder.
2015 yılının ilk çeyreğini geride bıraktığımız bu günlerde sosyal medyanın iş hayatındaki önemi gün be gün artmakta olup bu işi meslek edinmek isteyen ve ya bu işi yapan profesyonellerin kişisel gelişimine katkıda bulunacağına inandığım birçok sertifika programı peşi sıra açılmaktadır.Bilginin fazlasının olmayacağını düşünenlerdenim ve bu derslere katılamanın faydalı olacağını ki eğer bu işi yapmak istiyorsanız belirtmek isterim.

İlkbaharın hepimize neşe ve mutluluk getirmesi dileğiyle hoşçakalın.

@teomanabi


15 Mart 2015 Pazar

Paulo coelho'dan aforizmalar

Bu hafta da hayat serüvenimizde çok işimize yarayacağına inandığım bir alıntı paylaşacağım dostlarım.”Simyacı” Yazarı Paulo Coelho’dan Başucu Notu Yapılacak 15 Alıntı; (keyifle okuyun)




1. Elveda diyecek kadar cesursan, hayat seni yeni bir merhaba ile ödüllendirir.


2. Hiç yenilmemiş insanlar vardır. Onlar hiç savaşmamış olanlardır.



3. En iyisini sonraya saklamayın. Yarının ne getireceğini bilemezsiniz.


4. Başkalarını memnun etmek için yaşarsan herkes seni sever, kendin hariç.


5. Başkalarının ne düşündüğü önemli değil çünkü her halükarda yine aynısını düşünecekler.


6. Zamanını satabilirsin, ama geri satın alamazsın.


7. Bizi seven insanlar var, sadece nasıl göstereceklerini bilmiyorlar.


8. Hayatın sırrı, oysa, yedi kere düşüp, sekiz kere kalmaktı.


9. Bir hayali gerçekleştirmeyi imkansız kılan tek şey vardır; başarısızlık korkusu.


10. Hayatın, insanın iradesini test etmek için pek çok yolu vardır, bazen hiçbir şey olmaz ya da her şey birden olur.


11. Bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vakit kalmamış olacak. Şimdi tam zamanı. Harekete geçin.


12. Sadece güneşli günlerde yürürseniz, hedefinize asla varamazsınız.


13. Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir.


14. Affet ama asla unutma yoksa tekrar yaralanırsın. Affetmek 

bakış açını değiştirir, unutmak ise aldığın dersi kaybettirir.


15. Ok ancak geri çekerek atılır. Hayat seni zorluklarla geri 

çekiyorsa, seni daha büyük bir şeye fırlatacağı içindir. Nişan almaya

 devam et.





Yaşayıp hep beraber göreceğiz artık ama bir kenara not almakta fayda var,görüşmek ümidiyle kendinize iyi davranın..

@teomanabi



3 Mart 2015 Salı

Çocuklarımıza güvenli internet için birkaç küçük uyarı...

Merhaba dostlarım;

2000'li yıllardan sonra yani milenyum çağına girdikten sonra,teknolojinin gözalıcı bir hızla ilerlemesiyle birlikte  çocuklar zamanlarının çoğunu bilgisayarları,tabletleri ve oyun konsolları başında geçirmeye başladılar.Online oyunlar oynamak, sosyal medya sitelerini kullanmak, müzik dinlemek ve dersleri için araştırmalar yapmak için internete giren küçükler,istemeden de olsa birçok tehlikeyle karşı karşıya kalıyorlar.





Yavrularımızı dolandırıcılığın yanı sıra hakaret ve arkadaşça yaklaşan kötü niyetli kişiler tarafından kandırılarak ailesiyle ilgili özel bilgilerin sızdırılması,taciz v.s gibi önemli tehlikeler bekliyor. Çocuklarımızı bu tür tehlikelerden korumak için onları bilinçlendirmek ve doğru yönlendirmek büyük önem taşıyor.Çocuklara her şeyin sebebini açıklayın. Çocuklar bir şeyin kötü olduğunu, bir şeyi yapmamaları gerektiğini bilirler. Bilmedikleri, bunun neden kötü olduğu, bunu neden yapmamaları gerektiğidir. Onları “çünkü” kelimesiyle başlayan açıklamalara alıştırın. Çocuğunuz yanlışlıkla görülmemesi gereken bir içeriğe ulaştığında, onu bununla ilgili bilgilendirin ve ona verebileceği zararları mantıklı bir şekilde anlatın. Yasaklar her zaman çok çekicidir. Çocuklar her zaman kendilerine söylenenin tam tersini yapmaya çalışır. Bu nedenle onları negatif bildirimlerle değil, olumlu mesaj ve bilgilerle, pozitif yönde teşvik edin. Onlara yasaklar koymak yerine, internetin kendilerine sağladığı kolaylıkları ve internetten ne şekilde doğru ve etkin yararlanabileceklerini anlatın. Çocuklarınıza ziyaret edebilecekleri ve edemeyecekleri siteleri öğretin. Bazı sitelere girmenin neden uygunsuz olduğunu tatlı dille anlatın. Çocuklarınızın sevdiği zararsız siteleri yer imlerine kaydederek dikkatlerini o yöne kaydırın. Alternatifler göstererek onların merak duygusunu dizginleyip, onları doğru kaynaklara yönlendirebilirsiniz.Uygunsuz içerikli internet sitesini direkt yasaklamak yerine, onları farklı sitelere, doğru ve kendileri için uygun sayfalara yönlendirin.Belli bir yaşın altındaki küçüklerin mahremiyet algısı yoktur.Sanal ortamdaki  tuzaklara düşmesinin en çarpıcı nedenlerinden biride, internette hangi bilgileri paylaşacaklarını veya paylaşmamaları gerektiğini bilmemeleridir. Ailesi ve arkadaşlarıyla konuşulan her şeyin sanal ortamda da söyleyebileceğini düşünürler.Çocuklara internette gerçek hayatta tanıdığı kişileri arkadaş olarak eklemesini söyleyin.Sanal alemde  tanımadıkları kişilerle bilgi alışverişinde bulunmamaları, kendileri ve aileleriyle ilgili özel paylaşım yapmamaları gerektiğini vurgulayın. İnternetteki diğer kişilerin mahremiyetine saygılı olmalarını öğütleyin.





Birçok ebeveyn mobil dünyadaki tehlikelerin halen bilincinde değil. Tehlikenin sadece mobil olmayan dünyada, masaüstü ve dizüstü bilgisayarda olduğunu düşünüyor, cep telefonunu sürekli yanında taşıdığı için güvenli ve kontrol altında olduğunu sanıyor. Oysa bugün dünyada yapılan araştırmalara göre 3 milyon civarında mobil zararlı ve yüksek riskli uygulama bulunuyor. Bu tehlikelere karşı yavrularımıza akıllı mobil cihazlarını nasıl güvenli bir şekilde kullanacaklarını öğretin.Akıllı mobil uygulamaların kullanıcı izinlerini kontrol ederek ve mobil veri güvenliği yazılımı kullanarak veri sızıntısı olmasına engel olun.Örnek verecek olursak günümüzde çocuklarımızın sıklıkla oynadığı Temple Run, Candy Crush, Angry Birds vs gibi popüler mobil oyun ve uygulamaların taklitlerine karşı dikkatli olun.Aynı zamanda çocuklarınızın bu tip oyunları online yanii çevrimiçi oynamalarını engelleyin.Çocuğunuzun internette ne kadar kişisel bilgi paylaştığını görmek için sosyal ağlardaki profillerini ve bu bilgilerin açık ortamda ne kadar görünebilir olduğunu gizlilik ayarları kısmından kontrol edin. Gizlilik kontrol yazılımlarıyla sosyal ağlar üzerindeki gizlilik ayarlarını takip ederek ne kadar kişisel bilgi paylaştığını kontrol edin.Yavrunuzun kullandığı mobil cihazın güvenli olduğundan, güvenilir güvenlik ve antivirüs yazılımları kullandığınızdan emin olun. Bunu internete bağlanabilen,tablet,mobil telefon,lap top,pc dahil her cihaz için yapın. Günümüzde bir çok web tarayıcısı, kendi içinde hazır gelen filtreleme sistemine sahiptir. Bu filtreleri aktif hale getirerek çocuğunuzun girdiği sitelerin uygun yaş aralığına hitap ettiğinden emin olun.





 Ayrıca ebeveynler için web trafiği izleme analiz yazılımları kullanın. Bu programlar sayesinde çocuğunuzun girdiği sitelerdeki ve kullandığı cihazlarda gerçekleşen aktivitelerini gözlemleme imkanı bulursunuz.Kısacası teknolojiden vazgeçemeyeceğimize göre y kuşağına dahil ebeveynler olarak biz z kuşağı çocuklarımızı dolayısıyla da ailemizi sanal ortamlardan gelebilecek maddi ve manevi tehlikelere karşı bilinçlenerek korumalıyız.


Görüşmek ümidiyle kalın sağlıcakla...


@teomanabi

10 Şubat 2015 Salı

Doğa intikamını mutlaka alır beyler!

Merhaba arkadaşlar;

Arayı fazla açmayalım dedim ve yine buradayım işte.Aslında yazı yazmak için güzel bir gün,hava karlı ve soğuk,kendime bir sade Türk kahvesi yaptım ve aldım kalemi elime.

Kışları yazdan daha çok severim ben, daha samimi gelir bana,riyası yalanı yoktur pek.Gerçi dilinden pek anladığımız da söylenemez ya neyse.Hava tahmin raporları yanıltır bizi.Kar yağacak derler yağmaz,güneş açacak derler yağmur yağar.Aslında bu kışın,dolayısıyla tabiatın ne kadarda bağımsız ve dürüst olduğunu gösterir.Ben sizin dediğinizi değil kendi dediğimi yaparım hesabı.Oysaki insanoğlu her zaman bir yerlerden etkilenir.Kimi zaman politik baskılar,kimi zaman yandaş,eş dost kayırmalar,kimi zaman da duygusal olarak olağan akışın tersine davrandığımız olur bizim,ne de olsa etten kemikteniz değil mi?




Gerçi tabiatın da kinci olduğu söylenir.İnsanoğlu hiç sonu gelmeyecekmiş gibi yeşili harcıyor,hiç bitmeyecekmiş gibi su kaynaklarını kirletiyor ve tüketiyor.Dere yataklarına yapılan evler yıkılınca üzülüyoruz,ormanları kesip kökünü kurutup kuraklıkla karşı karşıya kalınca panik oluyoruz.Koca Dünya'ya sığmayıp denizleri dolduran biz değil miyiz?

Peki sen insan olarak sana yapılan bir kötülüğü unutuyor musun ki doğa unutsun? Şahsen ben bana yapılan iyilikleri unutmadığım gibi kötülükleri de unutmam.Doğa nasıl unutsun? Peki o kesilen ağaçlarda yaşayan milyonlarca börtü böceğin kuşun mahlukatın hakkını kim savunacak? Tabii ki Allah (cc) bu evreni hepimiz için yaratmıştır,hiç bir canlının gereksiz bir yere diğerinin yaşamını karartmasına izin vermez.




Dolayısıyla tabiata kızmaya hiç hakkımız yok,hani iki kişi kavga ederken araya girip tarafları dinleyip ''arkadaş haklı beyler'' derler ya aynen bende doğa haklı beyler diyorum.Kimi zaman barajlar taşacak kadar yağmur yağıyor,ekinler,hayvanlar sular altında kalıyor,kimi zamanda kuraklıktan insanlar ne yapacağını şaşırıyor.Şimdi belkide bazılarınız beni kalkınma karşıtı,entel çevreci,gezici vs olarak yaftalayacaksınız,oysa benim tenkit ettiğim konu sanayileşme vs değil doğa düşmanı olmayan yöntemlerin seçilmemesi.Bir akarsuya bir Hes yapılması bile tartışılırken üç Hes yapılıyorsa içimiz rahat etmiyor dostlarım.

Gelecek nesiller bize bugünlerin hesabını soracaklar,nerede dedelerimizin bıraktığı ağaçlar,ovalar,kuşlar vs diyecekler,lüferleri palamutları istavritleri,carettaları soracaklar.Hacı leylek nerede niye gelmedi demeyecekler mi sanıyorsun?

Kökenleri Türk olduğu varsayılan kızılderili kardeşlerimizin bir atasözüyle bugünkü yazımı burada sonlandırıyorum; ''Son ırmak kuruduğunda,son balık öldüğünde,son ağaç yok olduğunda insanoğlu paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacaktır!''




Doğa intikamını mutlaka alır! Demedi demeyin.Karlı bir İstanbul akşamından hepinizi sevgi ile selamlıyorum,sağlıcakla kalın...




@teomanabi


2 Şubat 2015 Pazartesi

hayat sıkıcı değil,senin paran bitmiş dostum.



Merhaba arkadaşlar;


Benim adım Teoman,kısmet bugüneymiş.İlk bloğumu yazarken belki biraz sıkıcı olacağım belki de biraz saçmayalacağım,şimdiden kusuruma bakmayın e mi.

Başlıkta ''hayat sıkıcı değil senin paran bitmiş'' yazıyor,biliyorum biraz sert oldu gerçeklerle yüzleşmek ve gerçekleri insanın yüzüne çarpmak.Lakin çevremde gördüğüm bazı kişiler ve şahit olduğum bir çok olay bana bu sloganın ne kadar da doğru olduğunu kanıtladı.Uzun yıllar çeşitli arkadaş gruplarında bulundum,sosyo ekonomik durumları birbirinden farklı türlü çeşit insanla tanıştım ve gerek okul gerek iş ve özel hayatımda birçok arkadaşım oldu.İyi bir gözlemci olmamı haftalık mizah dergilerini takip etmeme ve çok kitap okumama borçlu olduğumu söyleyen dostlarıma da hak vermiyor değilim fakat ikizler burcu olma faktörümü de yabana atmayalım.

Neyse sözü fazla  uzatıp değerli vaktinizi almayacağım(nasılsa yazılarım devam edecek şimdiden sıkılmayalım).


Teknoloji çağı mı dersiniz artık milenyum devri mi artık size kalmış,insanoğlunun ihtiyaçları ve beklentileri artıyor değil mi?Eskiden ortalama bir insan evladı üzerinde en çok erkek ise bir saat, kadın ise bir kaç takı taşırdı,şimdi ise min. 1500 tl lik elektronik cihazlar taşıyor.Lüx hayatımızın her tarafını bir örümcek gibi sarmış vaziyette(ister ihtiyaç deyin ister lüks,iett otobüsleri bile artık internet sağlıyor),insan iyiye ve lükse çabuk alışıyor,ne çabuk ta unuttuk bayide sıra bekleyerek aldığımız uçamayan kuş serisi otomobillere taktığımız çelik jantlara ve ekolayzerli müzik setlerine sevindiğimiz günleri değil mi?







Peki şimdi durum nasıl? Herkes daha iyisini almaya uğraşıyor,geleceğimizi bankalara satmış durumdayız,hayatımız ev,otomobil vs kredilerine ipotekli durumda.Kapımızdaki en kötü araba 2000 model üstü,evlerimiz kombili,otobüslerimiz klimalı,bakkalımız avm manavımız süpermarket,okullarımız cicli bicili kolej oldu.Aylık kazançlarımız ne gece gezmelerimize ne gündüz yemelerimize ne de çoluk çocuğun ihtiyaçlarına yetmez oldu çoğumuzun,oysaki varken hayat çok neşeli,insanlar sosyal,vur patlasın çal oynasın geçiyordu günler,ta ki işler bozulup değil lükse rutin ihtiyaçları bile karşılamakta zorlanana kadar.


Ve alıştığımız tüm bu lüksler artık giderek hayatımızdan çıkmaya başlıyorlar.Telefonumuz çaldığında tedirgin olmalar veya gelen aktivite tekliflerini reddetmeler falan.İnsanlar hakkımızda konuşmaya başlarlar,nerede hata yapıp hangi fırsatı iyi değerlendiremediğimizi,eşimizin dostumuzun hatası olup olmadığını vs türlü boş muhabbet bizi zorlamaya başlar.Aslında hayatın o kadarda sevimli olmadığını anlarız ve dolayısıyla hayatın manasını bulma denemelerimiz başlar.

Aslında hayat aynı hayattır,bizim çıta düşmüştür ve eski yapabildiğimiz şeyler bize uzaklaşmışlardır.Çakma dostlar teker teker bazen de çifter çifter(evli olanlar,çünkü boşanınca evli çiftler artık görüşmez sizinle) sizden uzaklaşırlar.Ve gerçekle yüzleşme vaktidir şimdi;


‘’Hayat sıkıcı değil senin paran bitmiş dostum’’...


Görüşmek dileğiyle


@teomanabi