internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2015 Salı

Çocuklarımıza güvenli internet için birkaç küçük uyarı...

Merhaba dostlarım;

2000'li yıllardan sonra yani milenyum çağına girdikten sonra,teknolojinin gözalıcı bir hızla ilerlemesiyle birlikte  çocuklar zamanlarının çoğunu bilgisayarları,tabletleri ve oyun konsolları başında geçirmeye başladılar.Online oyunlar oynamak, sosyal medya sitelerini kullanmak, müzik dinlemek ve dersleri için araştırmalar yapmak için internete giren küçükler,istemeden de olsa birçok tehlikeyle karşı karşıya kalıyorlar.





Yavrularımızı dolandırıcılığın yanı sıra hakaret ve arkadaşça yaklaşan kötü niyetli kişiler tarafından kandırılarak ailesiyle ilgili özel bilgilerin sızdırılması,taciz v.s gibi önemli tehlikeler bekliyor. Çocuklarımızı bu tür tehlikelerden korumak için onları bilinçlendirmek ve doğru yönlendirmek büyük önem taşıyor.Çocuklara her şeyin sebebini açıklayın. Çocuklar bir şeyin kötü olduğunu, bir şeyi yapmamaları gerektiğini bilirler. Bilmedikleri, bunun neden kötü olduğu, bunu neden yapmamaları gerektiğidir. Onları “çünkü” kelimesiyle başlayan açıklamalara alıştırın. Çocuğunuz yanlışlıkla görülmemesi gereken bir içeriğe ulaştığında, onu bununla ilgili bilgilendirin ve ona verebileceği zararları mantıklı bir şekilde anlatın. Yasaklar her zaman çok çekicidir. Çocuklar her zaman kendilerine söylenenin tam tersini yapmaya çalışır. Bu nedenle onları negatif bildirimlerle değil, olumlu mesaj ve bilgilerle, pozitif yönde teşvik edin. Onlara yasaklar koymak yerine, internetin kendilerine sağladığı kolaylıkları ve internetten ne şekilde doğru ve etkin yararlanabileceklerini anlatın. Çocuklarınıza ziyaret edebilecekleri ve edemeyecekleri siteleri öğretin. Bazı sitelere girmenin neden uygunsuz olduğunu tatlı dille anlatın. Çocuklarınızın sevdiği zararsız siteleri yer imlerine kaydederek dikkatlerini o yöne kaydırın. Alternatifler göstererek onların merak duygusunu dizginleyip, onları doğru kaynaklara yönlendirebilirsiniz.Uygunsuz içerikli internet sitesini direkt yasaklamak yerine, onları farklı sitelere, doğru ve kendileri için uygun sayfalara yönlendirin.Belli bir yaşın altındaki küçüklerin mahremiyet algısı yoktur.Sanal ortamdaki  tuzaklara düşmesinin en çarpıcı nedenlerinden biride, internette hangi bilgileri paylaşacaklarını veya paylaşmamaları gerektiğini bilmemeleridir. Ailesi ve arkadaşlarıyla konuşulan her şeyin sanal ortamda da söyleyebileceğini düşünürler.Çocuklara internette gerçek hayatta tanıdığı kişileri arkadaş olarak eklemesini söyleyin.Sanal alemde  tanımadıkları kişilerle bilgi alışverişinde bulunmamaları, kendileri ve aileleriyle ilgili özel paylaşım yapmamaları gerektiğini vurgulayın. İnternetteki diğer kişilerin mahremiyetine saygılı olmalarını öğütleyin.





Birçok ebeveyn mobil dünyadaki tehlikelerin halen bilincinde değil. Tehlikenin sadece mobil olmayan dünyada, masaüstü ve dizüstü bilgisayarda olduğunu düşünüyor, cep telefonunu sürekli yanında taşıdığı için güvenli ve kontrol altında olduğunu sanıyor. Oysa bugün dünyada yapılan araştırmalara göre 3 milyon civarında mobil zararlı ve yüksek riskli uygulama bulunuyor. Bu tehlikelere karşı yavrularımıza akıllı mobil cihazlarını nasıl güvenli bir şekilde kullanacaklarını öğretin.Akıllı mobil uygulamaların kullanıcı izinlerini kontrol ederek ve mobil veri güvenliği yazılımı kullanarak veri sızıntısı olmasına engel olun.Örnek verecek olursak günümüzde çocuklarımızın sıklıkla oynadığı Temple Run, Candy Crush, Angry Birds vs gibi popüler mobil oyun ve uygulamaların taklitlerine karşı dikkatli olun.Aynı zamanda çocuklarınızın bu tip oyunları online yanii çevrimiçi oynamalarını engelleyin.Çocuğunuzun internette ne kadar kişisel bilgi paylaştığını görmek için sosyal ağlardaki profillerini ve bu bilgilerin açık ortamda ne kadar görünebilir olduğunu gizlilik ayarları kısmından kontrol edin. Gizlilik kontrol yazılımlarıyla sosyal ağlar üzerindeki gizlilik ayarlarını takip ederek ne kadar kişisel bilgi paylaştığını kontrol edin.Yavrunuzun kullandığı mobil cihazın güvenli olduğundan, güvenilir güvenlik ve antivirüs yazılımları kullandığınızdan emin olun. Bunu internete bağlanabilen,tablet,mobil telefon,lap top,pc dahil her cihaz için yapın. Günümüzde bir çok web tarayıcısı, kendi içinde hazır gelen filtreleme sistemine sahiptir. Bu filtreleri aktif hale getirerek çocuğunuzun girdiği sitelerin uygun yaş aralığına hitap ettiğinden emin olun.





 Ayrıca ebeveynler için web trafiği izleme analiz yazılımları kullanın. Bu programlar sayesinde çocuğunuzun girdiği sitelerdeki ve kullandığı cihazlarda gerçekleşen aktivitelerini gözlemleme imkanı bulursunuz.Kısacası teknolojiden vazgeçemeyeceğimize göre y kuşağına dahil ebeveynler olarak biz z kuşağı çocuklarımızı dolayısıyla da ailemizi sanal ortamlardan gelebilecek maddi ve manevi tehlikelere karşı bilinçlenerek korumalıyız.


Görüşmek ümidiyle kalın sağlıcakla...


@teomanabi

17 Şubat 2015 Salı

Dilin kemiği yoktur!

Dilin kemiği yoktur,insanın ağzından çıkanı kulağının duymaması çok kötü sonuçlar doğurabilir.İnsanın bir ömür uğraşarak edindiği itibar bir günde sıfırlanabilir.




Peygamber Efendimiz(sav) bir hadisi mealen '' Ya hayır konuşun ya da susun!''dur.Geçtiğimiz haftasonu Mersin'de,daha henüz yaşamının baharında 20 yaşında bir yavrumuz hunharca katledildi.Tüm Türkiye bu vahim olay karşısında yediden yetmişe karalar bağlarken,bir takım odaklara yaranma sevdasında olan kimi sözde gazeteci ve sanatçı müsvetteleri malum dehşet olayı hafife alan açıklamalar yapmış neredeyse şehid yavrumuzu suçlama cüretini bile göstermişlerdir.Neden bilinmez ama şeytanın dürtmesiyle belki de talihsiz açıklamalar peşi sıra geliyor.Kamuoyundan gelen tepkiler bir çığ gibi büyüyünce hemen dine sarılmalar,özür dilemeler vs.



Bir kelimenin,amacı ne olursa olsun ağızdan çıkması çok kolay bir şeydir.Atılan ok ile söylenen söz geri gelmez demiş Hz.Ömer(r.a).Bize sürekli dini referans göstermeye kalkan bu zihniyetin en azından ölünün arkasından konuşulmayacağını bile bilmemesi ya da bildiği halde halen gıybet yapması nereden bakarsan bak kabul edilebilecek bir şey değildir.

Dün ve bugün çatal dilli ve kötü kalpli bir arkadaşın twitterda yazdıklarından sonra başına gelenler aslında bu kafadaki tüm insanlara ibret olacak nitelikte gelişmelerdir.Buralar eskiden dutluktu diye büyüklerimizden duyardık hep,peki biz de buralar eskiden insan evladı doluydu diye mi anlatacağız gelecek nesillerimize?





Umarım insan olmanın gereği olarak din,dil,ırk ayrımı gözetmeden ortak acımızı paylaştığımız,ortak sevinçlere mutlu olduğumuz günlere tekrar kavuşuruz çok geç olmadan.

Görüşmek ümidiyle...

@teomanabi

2 Şubat 2015 Pazartesi

hayat sıkıcı değil,senin paran bitmiş dostum.



Merhaba arkadaşlar;


Benim adım Teoman,kısmet bugüneymiş.İlk bloğumu yazarken belki biraz sıkıcı olacağım belki de biraz saçmayalacağım,şimdiden kusuruma bakmayın e mi.

Başlıkta ''hayat sıkıcı değil senin paran bitmiş'' yazıyor,biliyorum biraz sert oldu gerçeklerle yüzleşmek ve gerçekleri insanın yüzüne çarpmak.Lakin çevremde gördüğüm bazı kişiler ve şahit olduğum bir çok olay bana bu sloganın ne kadar da doğru olduğunu kanıtladı.Uzun yıllar çeşitli arkadaş gruplarında bulundum,sosyo ekonomik durumları birbirinden farklı türlü çeşit insanla tanıştım ve gerek okul gerek iş ve özel hayatımda birçok arkadaşım oldu.İyi bir gözlemci olmamı haftalık mizah dergilerini takip etmeme ve çok kitap okumama borçlu olduğumu söyleyen dostlarıma da hak vermiyor değilim fakat ikizler burcu olma faktörümü de yabana atmayalım.

Neyse sözü fazla  uzatıp değerli vaktinizi almayacağım(nasılsa yazılarım devam edecek şimdiden sıkılmayalım).


Teknoloji çağı mı dersiniz artık milenyum devri mi artık size kalmış,insanoğlunun ihtiyaçları ve beklentileri artıyor değil mi?Eskiden ortalama bir insan evladı üzerinde en çok erkek ise bir saat, kadın ise bir kaç takı taşırdı,şimdi ise min. 1500 tl lik elektronik cihazlar taşıyor.Lüx hayatımızın her tarafını bir örümcek gibi sarmış vaziyette(ister ihtiyaç deyin ister lüks,iett otobüsleri bile artık internet sağlıyor),insan iyiye ve lükse çabuk alışıyor,ne çabuk ta unuttuk bayide sıra bekleyerek aldığımız uçamayan kuş serisi otomobillere taktığımız çelik jantlara ve ekolayzerli müzik setlerine sevindiğimiz günleri değil mi?







Peki şimdi durum nasıl? Herkes daha iyisini almaya uğraşıyor,geleceğimizi bankalara satmış durumdayız,hayatımız ev,otomobil vs kredilerine ipotekli durumda.Kapımızdaki en kötü araba 2000 model üstü,evlerimiz kombili,otobüslerimiz klimalı,bakkalımız avm manavımız süpermarket,okullarımız cicli bicili kolej oldu.Aylık kazançlarımız ne gece gezmelerimize ne gündüz yemelerimize ne de çoluk çocuğun ihtiyaçlarına yetmez oldu çoğumuzun,oysaki varken hayat çok neşeli,insanlar sosyal,vur patlasın çal oynasın geçiyordu günler,ta ki işler bozulup değil lükse rutin ihtiyaçları bile karşılamakta zorlanana kadar.


Ve alıştığımız tüm bu lüksler artık giderek hayatımızdan çıkmaya başlıyorlar.Telefonumuz çaldığında tedirgin olmalar veya gelen aktivite tekliflerini reddetmeler falan.İnsanlar hakkımızda konuşmaya başlarlar,nerede hata yapıp hangi fırsatı iyi değerlendiremediğimizi,eşimizin dostumuzun hatası olup olmadığını vs türlü boş muhabbet bizi zorlamaya başlar.Aslında hayatın o kadarda sevimli olmadığını anlarız ve dolayısıyla hayatın manasını bulma denemelerimiz başlar.

Aslında hayat aynı hayattır,bizim çıta düşmüştür ve eski yapabildiğimiz şeyler bize uzaklaşmışlardır.Çakma dostlar teker teker bazen de çifter çifter(evli olanlar,çünkü boşanınca evli çiftler artık görüşmez sizinle) sizden uzaklaşırlar.Ve gerçekle yüzleşme vaktidir şimdi;


‘’Hayat sıkıcı değil senin paran bitmiş dostum’’...


Görüşmek dileğiyle


@teomanabi